Site içi arama

Fizyoloji

Anasayfa » Fizyoloji
share on facebook  tweet  share on google  print  

Fizyoloji

Vücut

Vücut organlarının çalışma sistemi ve dalışlarda bu organlara, sualtındaki etkilerin neler olacağı hakkında bilgiler verir. Bu bilgileri sualtı sporu yapacak olanların, mutlaka öğrenmesi gerekir. Bilindiği gibi insan vücudu, alışmış olduğu hava basıncının altında yeryüzündeki yaşamını sürdürür. Bu organların sağlıklı çalışması ( atmosfer ) hava basıncının normal olmasıyla orantılıdır. Aksi halde hava basıncının düşmesi veya yükselmesi iç ve dış organlarımızı etkileyerek çeşitli hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle vücut organlarımızı tanımalı ve konumuzla ilgili yapacağı etkileri öğrenmeliyiz. İnsan vücudu milyarlarca hücreden oluşmuştur. Bu hücreler alınan gıdalarla beslenirler. Hücrelerde canlılık havadaki oksijenle yanan karbonhidratların ( şeker, yağ vb. ) enerji meydana getirmesi sonucunda oluşur. Burada canlılığın en önemli faktörlerinden biri olan oksijen insanlarda solunum yolu ile alınıp kullanıldıktan sonra karbondioksit olarak dışarı atılır. Ancak bu işlemlerin yapılabilmesi için de vücut ısısının 36 – 37.5 santigrat derecede olması gerekir. Bu derecenin altına düşmesi halinde hipotermiya meydana geleceğinden insan ölebilir. İnsanın vücudunu beyin ve sinirler, kalp ve damarlar, kemik ve kaslar, akciğer, mide, bağırsaklar, böbrek, karaciğer vb. organlar meydana getirir.

Vücut Boşlukları

İnsan vücudunda bilindiği gibi hava boşlukları vardır. Bunlar Sin uslar, akciğerler, orta kulak, mide,bağırsak, göğüs ve karın Boşluklarıdır. Bunun yanı sıra basıncın değişmesi ile havanın hacimin de de değişiklikler olur. Su altında basıncın artması vücut boşluklarında bulunan havanında değişmesine ve bu boşlukların etkilenmesine sebep olur. Vücut boşluğumuzda bulunan akciğerlerimizle yaptığımız solunum esnasında aldığımız havada, hacim olarak % 78,06 ağırlık olarak %75,40 oranında azot gazı, ( 1 lt. azot gazı 1,25 gr. ), hacim olarak % 20,94 ağırlık olarak % 23,20 oranında oksijen gazı ( 1 lt. oksijen gazının ağırlığı 1,43 gr. ), ayrıca havada soy gazlar ( asal gazlar ) % 0,96 hacim olarak, % 1,29 ağırlık olarak bulunurlar. Dalışlarda bu gazların zamanında dışarıya çıkmaması ve derinlere indikçe su ciğerinden emilen havanın basıncı ile suyun basıncı, bu boşluklardaki basınçla eşit ölçüde ayarlanmazsa bazı arızalara yol açar. Örneğin; Burun kanaması, baş ağrısı, kulak sancıları, denge bozulması, bayılma vb. tehlikelerle karşılaşılabilir. Soğuk algınlıkları, öksürük , bademciklerin şişmesi, dolu sinuslar vb. olduğunda suya girmemelidir.

Beyin ve Sinirler

Bir insanın sağlıklı yaşayabilmesi, iradesini kullanarak beyninde depolanmış bilgileri, sinirleri vasıtasıyla vücudunu olumlu yönde yönetmesi için kullanmaktır. Soğuk ve derin sulara başlıksız,elbisesiz ve terli olarak girmekle beyin ve sinirlerde şok ve kramplara sebebiyet verilebilir. Ayrıca dalışlarda yorgun uykusuz ve alkollü olmamalıyız.


Kalp ve Kan Dolaşımı

Kalp vücudumuzun beslenmesinde ve onarılmasında rol oynayan kanı damarlar vasıtasıyla hücrelere kadar göndererek dolaşımın meydana gelmesini sağlar. Su altında artan basınç, vücudun uzun zaman su altında kalmasıyla vücut ısısının düşmesi kanın dolaşımını güçleştirir. Gövdeye kıyasla baş, kol ve bacaklar da ısı daha çabuk düşer. Derin nefes alıp uzun zaman tutmak, tok karnına dalış yapmak, aşırı su altında kalmak, ani ve hızlı hareketlerden kaçınmakla kalbinizi kuruyabilirsiniz.

Akciğerler

Solunum akciğerlerde meydana gelir. Havanın içinde bulunan gazların kana geçmesi sonucunda oksijen, karbondioksit gazı haline dönüşür. Azot, karbondioksit ve diğer havada bulunan gazların dışarı atılması akciğerle nefes alıp verilmesi sonucunda meydana gelir. Dalışlarda derin nefes alarak, uzun zaman bu havayı kullanmaya çalışmak, vücudu alıştırmadan aletli veya aletsiz derin dalışlar yapmak, aletli dalışlarda su yüzüne çıkarken nefes tutmak, su altında sık sık nefes alıp vermek akciğerlerin yorulmasına sebep olur.

Aletli Dalışlarda Akciğerleri Yoran Sebepler

*Kötü bir regülatörün su altında direnç göstererek çalışması.
*Regülatör diyaframının merkezi ile akciğer merkez inin bir birlerin den uzak olması ve regülatörün iyi ayarlanamaması.
*Regülatörde fazla ölü hava boşluğunun bulunması.
*Havayı idare etmek için tüplerin iktisatlı kullanılmak istenmesi.
*Temiz olmayan koku yapan tüplerle dalışlar.
*Şnorkelli ve serbest dalışlarda;
*Sezon başı nefes açma çalışmalarındaki zorlamalar.
*Şnorkelin 35 - 40 cm. den fazla uzun olması.
*Sık sık nefes alıp vermek.


Mide ve Bağırsaklar

Bu organlar vücudun beslenmesi için alınan besin maddelerinin sindirilmesinde görev yaparlar. Dalışlarda mide ve bağırsakların dolu olması, basınç altında çalışmalarını daha da güçleştirecek, kalbin daha fazla çalışmasına ve yorulmasına, mide ve bağırsaklarda meydana gelen birikimlerin vücut fonksiyonlarının bozulmasına da sebep olacaktır. Su altı dalışı yapan bir kişinin daha fazla beslenmeğe ve kalori almaya gereksinimi vardır. Yenen besin maddeleri hazmedilmeden tok karnına yapılan dalışlar doğru değildir. Gerekli kaloriyi dalışlardan birkaç saat önce almak lazımdır. Karbonhidrat zenginliği sebebi ile şeker, çikolata, bal, pekmez vb. besinleri profesyonel dalgıçlar, balık adamlar ve yüzücüler yaptıkları faaliyetler sırasında enerji kaybını ve üşümeyi önlemesi açısından almaktadırlar.

Böbrekler

Bu organımızın görevi kanın temizlenmesini sağlamaktır. Kanı süzerek içinde meydana gelmiş olan zararlı maddeleri idrar yolu ile dışarı atar. Böbreklerin korunması gereklidir. Böbreklerin üşütülmesi sonucu iltihaplara ve hastalıklarına sebep olursanız bu dalıcılığınızın sonu olabilir. organlarının çalışma sistemi ve dalışlarda bu organlara, sualtındaki etkilerin neler olacağı hakkında bilgiler verir. Bu bilgileri sualtı sporu yapacak olanların, mutlaka öğrenmesi gerekir. Bilindiği gibi insan vücudu, alışmış olduğu hava basıncının altında yeryüzündeki yaşamını sürdürür. Bu organların sağlıklı çalışması ( atmosfer ) hava basıncının normal olmasıyla orantılıdır. Aksi halde hava basıncının düşmesi veya yükselmesi iç ve dış organlarımızı etkileyerek çeşitli hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle vücut organlarımızı tanımalı ve konumuzla ilgili yapacağı etkileri öğrenmeliyiz. İnsan vücudu milyarlarca hücreden oluşmuştur. Bu hücreler alınan gıdalarla beslenirler. Hücrelerde canlılık havadaki oksijenle yanan karbonhidratların ( şeker, yağ vb. ) enerji meydana getirmesi sonucunda oluşur. Burada canlılığın en önemli faktörlerinden biri olan oksijen insanlarda solunum yolu ile alınıp kullanıldıktan sonra karbondioksit olarak dışarı atılır. Ancak bu işlemlerin yapılabilmesi için de vücut ısısının 36 – 37.5 santigrat derecede olması gerekir. Bu derecenin altına düşmesi halinde hipotermiya meydana geleceğinden insan ölebilir. İnsanın vücudunu beyin ve sinirler, kalp ve damarlar, kemik ve kaslar, akciğer, mide, bağırsaklar, böbrek, karaciğer vb. organlar meydana getirir.